Sondan Başa / Aziz Nesin
Aziz Nesin; mizahı, sanatçıyı ve sanatını şu şekilde tanımlamaktadır:
"...Mizah deyince halk yararına işlevi olan görevci mizahı anladığımı baştan söylemeliyim...Beni mizah yazarlığına iten etken, o günkü ortamın koşullarıydı. Kısaca şunu söyleyeyim; genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık, öfke, bir hınç alma biçimidir mizah...Her zorluk, her
acı çeken ille de mizahçı olmaz elbet, ama bu ağır koşullar kişinin mizahçı yeteneğini geliştirir...Mizahçının yetişmesi için gerekli bireysel koşuldan da anlaşılacağı üzere, mizah, bir yıkıcılıktır. Mizahçı kırgınlıklarını, nefretini, kinini, öfkesini, hıncını, bilinçli bir biçimde gerçekten yıkılması gereken hedefe yöneltebilir ve mizah silahını halk yararına kullanabilirse, bir olumlu yıkıcı olur...Sınıfsal bilinci olan her yazar, ister istemez güdümlü olduğunu, kendi kendini güdümlediğini bilir.Sınıfsal bilince sahip bir yazarı, bir sanatçıyı güdümlü kılmak hiçbir politikacının hiçbir yönetmenin haddi değildir... Sanatın işlevi?...Bu konuda başkalarınınkine uymayan düşünceler içindeyim...Sanatçının kendini, kendi sınıfıyla özdeşleştirmesi koşuluyla, sanatın işlevi, sanatçının kendini dışlaması, varlaması, ortaya koyması demektir. Sınıfıyla özdeşleşmiş olduğundan, kendini anlatırken sınıfını anlatmış olur."
Anıt
Karşı gelme büyüklerine karşı taş kesilirsin
Bak nasıl yığdılar üstümüze taş betonu
Seni bana öldürttüler
Beni de sana
Bizi bize kırdırtıp
Hepimizin adına
Adımız ki Bilinmeyen Asker
O çok iyi bilinenler
Üstümüze bu anıtı diktiler
Sakın sormayın yarattığımız tarihi bize
Altından kalkıp da veremeyelim diye yanıt
Üstümüze dikilmiş bu görkemli anıt
Bizi taş yapıp susturdular
Ölümsüz olduk artık
( Vakıf - 29 Ekim 1981)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder