20. yüzyılın önde gelen psikiyatrlarından Viklor E. Frankl, otuzun Özerinde yabancı dile çevrilen ve dünyada 12 milyondan fazla satan "İnsanın Anlam Arayışı"'nda, kurucusu olduğu logoterapinin ilkelerini, İkinci DUnya Savaşı sırasında bir toplama kampında yaşadıkları eşliğinde anlatmakladır. Okurken, Frankl'ın tasvir ettiği toplama kampının, dünyayı daha büyük bir hapishane olarak kavramamızı sağlayacak parlak bir metafora dönüştüğünü fark edeceksiniz. Gasset, Heidegger ve Sarirc'dan aşina okluğumuz düşünceler ışığında, varoluşun çetin koşullarında “anlam"ı keşfetmemize yardım edecek sürcci anlatan Frankl. "İnsanı insan yapan nedir?” sorusuna da yanıt vermeye çalışıyor...
"Olduğum yerde durdum, çevreme, sonra gökyüzüne baktım ve diz çöktüm. O anda kendim ya da dünya hakkında hiçbir şey bilmiyordum, aklımda tekrarlayıp durduğum tek bir cümle vardı: “Daracık hücremden Tann’ya yakardım, o da bana özgürlükle yanıt verdi." Orada diz çökmüş halde ne kadar kaldığımı ve bu cümleyi kaç kere tekrarladığımı artık anımsamıyorum. Ama biliyorum kı o gün, orada, o saatte yeni yaşamım başlamışn. Ta ki yeniden insan olana kadar, adım adım ilerledim."
.......
"Henüz yeşermekte olan ekini çiğnemememiz gerektiği konusunda bir şeyler kekeledim. Canım sıkıldı, öfkeyle bana baktı ve bağırdı: “Konuşma! Bizden yeterince şey alınmadı mı? Karım ve çocuğum gaz odasmda öldü -başka şeyleri anmama gerek yok- ve sen birkaç yulaf sapım çiğnememi yasaklayacaksın!” Bu insanlar, kendilerine kötülük yapılmış bile olsa, hiç kimsenin kötülük yapma hakkına sahip olmadığı yolundaki sıradan gerçeğe ancak yavaş yavaş döndürülebilirdi. Onları bu gerçeğe döndürmek için çaba göstermemiz gerekiyordu, aksi takdirde
sonuçlar, birkaç bin yulaf sapımn kaybedilmesinden çok daha kötü olacaktı. Kollarını sıvazlayıp sağ yumruğunu burnuma dayayarak, “Eve vardığım gün kana bulamazsam bu el kesilsin!" diye bağıran bir tutukluyu şimdi bile görebiliyorum. Bunları söyleyen adamın kötü birisi olmadığım vurgulamak istiyorum Kampta olduğu kadar sonraki yaşamda da en iyi yoldaşlarımdan birisiydi."
.....
"Sorumluluk terimiyle yaşanmadığı sürece, özgürlük yozlaşma tehlikesiyle karşı karşıyadır."
......
"İnsan, sıradan bir şey, bir nesne değildir; nesneler birbirini belirler ama insan nihai anlamda kendini belirleyen bir varlıktır. Mevcut yetilerinin ve çevrenin sınırlan dahilinde, olduğu kişi neyse, onu kendinden yaratmıştır, örneğin toplama kamplannda, bu yaşayan laboratuvarda ve bu sınav alanında, yoldaşlanmızdan bazılarının domuz gibi, bazılannm da aziz gibi davrandıklarına tanık olduk. İnsanın içinde her iki potansiyel de vardır ve hangisinin gerçekleşeceği koşullara değil, kararlara bağlıdır."
.......
"Dünya kötü bir durumda ve her birimiz elinden geleni yapmadığı sürece her şey daha da kötüye gidecek. Bu nedenle uyanık olalım; iki anlamda uyanık olalım: Auschwitz’den bu yana insanın ne yapabileceğini biliyoruz. Hiroşima’dan bu yana da neyin tehlikede olduğunu biliyoruz."