Window to the World

Window to the World

7 Ocak 2016 Perşembe

İçimizdeki Şeytan / Sabahattin Ali

İnsanın kendine karşı samimiyet ve dürüstlükle birlikte iç sorgulamasının önemini, toplumun kişiler üzerindeki etkisini o kadar sade bir dille, fakat vurucu ifadelerle anlatmış ki Sabbahattin Ali; bir kez daha uslübuna, insanı bu kadar derinlemesine analiz edip anlamasına ve anlatabilmesine vuruldum.


"Hiçbiri insanı insan yapan şeyin şahsiyet olduğunu, bütün ilimlerin, bütün tecrubelerin yalnız bunu temine yaradığını anlamamıştır. Onun için bu nevi insanlardan bahsedilirken boyuna birbirine uymaz sözler duyarız. Biri aptaldır derken öteki akıllı, biri ahlaksız derken diğeri iyi huylu der. Şu tarafı iyi ama bu tarafı çürük diye hükümler verilir. Bir insanın, bilgisi, düşünceleri, mantığı, ahlakı, hülasa herşeyiyle bir bütün olduğunu henüz anlayan yok. Bu muhtelif taraflar bir insanda ne kadar ayrı çehre gösterirse göstersin, bir noktada birleşir ve bir ahenk vücuda getirirler. O nokta da şahsiyet dediğimiz şeydir."

 

"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi mesulünü bulmuştum: buna içimdeki şeytan diyordum; mudaafasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...İçimizde şeytan yok...İçimizde aciz var...Tembellik var...İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...Hiç bir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati mechul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz."


"Zekanı mirasyedi gibi harcıyorsun!"

2 Ocak 2016 Cumartesi

Pi / Azra Kohen

"Fi" ve "Çi" den uzun bir aradan sonra "Pi" yi de bitirdim. Özge'de gençliğimi, Bilge'de bilgisizliğimi gördüm. Hayatın farklı dönemlerinde üzerinde düşündüğüm bir çok fikri, farkettiğim bir çok gerçeği başkalarının da hissedip görüyor olması; rahatsızlık duyup değiştirmek istemesi, farkındalık yaratmak adına harekete geçmiş, çabada olması çok güzel, umut verici. Herkesin bu bilince, farkındalığa ulaşıp harekete geçmesi dünyayı da değiştirecektir. Teşekkürler Azra!

 

"İnsanlık,
aradığını asla bulamayacağı yerlerde, arayışta kaybolmuştu. Her bar, hayatının aşkını arayanlarla doluydu, bulabilecekleri tek şey kimliksizliğin rehberliğinde samimiyetin sömürüldüğü ilişkilerdi,
aynı makyajı çıkınca kendisi olamayan bir kadın gibi."

 

“Bir düşünceyi iki zıt ucuyla düşünebiliyorsun ve tüm zıtlıklarını hesaplayabiliyorsun ancak o zaman gerçekten anlayabilirsin. Fikrin bir ucunda durmak sadece dengeyi bozar, o fikri öldürür. Fanatiklerin sorunu da budur, öldürürcesine inandıkları fikre sadakatleriyle ihanet ederler aslında. Ortada durmayı beceremiyorsan fikri öldürürsün. Peki nasıl ortada durmayı öğreneceğiz ?! Nasıl o incecik, belli belirsiz çizginin üstünde, dengede, cambazlar gibi durup inandığımız her şeye hakkını vereceğiz? Hatalar yaparak! Çünkü en yanlışı anlamadan en doğruya ulaşamazsın. Ama biz yanlış yapmaktan korkuttuğumuz nesiller yetiştirdik. Korkaklık içinde kendini geç kalmış hissedip hareketsizleşen, vazgeçmiş nesillere dönüştüler. Sonra senin neslin geldi.”

 

“Hiçbir zaman düşüncede hazıra konma Bilge! Başkasının oluşturduğu düşünceyi onaylamak, için değil, kendimizinkini oluşturmak için buradayız. Anlatılanla değil yaşadıklarınla, araştırdıklarınla anla hayatı. Diğerlerinin felsefesine değil, yaşamın bilimine odaklan ve kendi felsefesini çıkar. Evreni, varoluşu izle, izledikçe nasıl da her şeyin birbirine sımsıkı bağlı olduğunu, makrodan mikroya ya da mikrodan makroya her şeyin aynı etkiye tabi olduğunu anlayacaksın. Anlamak İçin emek ver...”