Window to the World

Window to the World

10 Eylül 2015 Perşembe

Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigoriy Petrov

Bir milletin uyanışı, bilinçlendirilmesi ve bilinçlenmesi ne kadar önemli ? Bu soruyu hayatlarımıza bakınca da cevaplayabilir belki yeteri kadar ufkumuz ve özeleştiri gücümüz varsa; samimiysek.

 

Petrov, kitabında bütün bu konuları inanlımaz bir dürüstlükle, samimiyetle, gerçekçilikle ele almış.

 

"Fakat sizin yüksekokullarınızdan yetişenlerin, aslında hayat bilgisinen yoksun bir topluluk olarak mezun olduklarını biliyor musunuz? Bu şahıslar aydın değiller, aydın taklidi yapıyorlar. Öğrencilerinize, yüksekokulların diploma atölyesi değil etrafa ışık saçan canlı mumların üretildiği fabrikalar, ülkenin zihinsel ve manevi açıdan aydınlanmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatın."

 

"Halk kitlelerinin zakasının geliştirilmesi, irade ve kalbinin terbiye edilmesi ve milyonlarca insanın aydınlanması konusunda birileri az da olsa kafa yormamış, halkların maddi ve manevi yaşamının iyileştirilmesinden kimse kaygı duymamış ve sorumluluk hissetmemiştir. Milyonlarca insan derin, akıllarıa durgunluk veren bir yoksulluk içinde doğarak yaşamakta ve ölmekte. Bu böyle mi olmalı? Birçoğu doğuştan zeki olan milyonlarca insanın hayatı akılsız hayvanlardan farksız. Milyonlarca kardeşimiz kaba, acımasız ve ahlaksız bir ruha sahip. Bütün bunlar kader midir?Toplumun bütün kesimlerine sirayet eden utanç verici aptallık ve umursamazlık da kader olarak mı görülmeli?"

 

"İnsanlar hala büyük bir çocuğa benzemektedir. aptal ve küçük çocukların yaptığı gibi, aralarındaki anlaşmazlıkları kavga ederek ve savaşarak çözmek istiyorlar. Tanrı ve hayatın kutsallı hakkında yaptıkları tartışmalarda akılsız çocuklar gibi kaprisli ve inatçı davranıyorlar. Tanrı'yı sopalarla, taşlarla, idamlar ve ateşle korumak niyetindeler."

 

"Onlar dini cansız dogmalar yığınına, yüzlerce kural, başlık ve önermelerden oluşan inanç gramerine dönüştürmüşler. Peygamberler insanlara sevmeyi öğretmiş ve sürekli "Sev, sev, sev!" diye tekrarlamışlardır. İnsanları sev! Her türlü insanı, her çeşit canlıyı, bütün dünyayı - ağacı, taşı, tarladaki kum tanesini, gökyüzündeki yıldızı sev! Her şeyi ve Her şeye Hayat Veren'i sev! Peygamberler "Tanrı'yı ve ona yakın olanı sev" diye öğüt veriyorlardı. Bütün ilahi emirlerin, dinlerin ve peygamberlerin öğretisinin anlamı ve özü bu sevgide saklıdır."

 

"Başlıca düşüncemi ısrarla tekrarlıyorum: asalak, hayatı tahrip eden değil, onu inşa eden ve güzelleştiren insanlar olmaya gayret edin."

 

"Halkın zekasına ve vicdanına hitap ediyor ve şu soruyu soruyordu: Siz kimsiniz: sanatçı ve hayatın mimarları mı, aptal, tembel solucanlar mı, yoksa bütün iyi şeyleri yıkan, yerle bir eden yırtıcı mı?"

 

Kitabı herkesin okuması ve özeleştirel yaklaşarak kendini sorgulaması gerekiyor. Ben ne yapabilirim, nasıl katkı sağlayabilirim? in herkes kendi çapında cevabını bulup uygulaması gerekiyor. Eleştiri yapmak değil, özeleştiriyi öğrenmemiz gerekiyor. Kitaptaki olay ve karakterlerin çoğu bize yabancı gelmeyecektir. Okumak, düşünmek ve harekete geçmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder